Giriş Yapmak İçin Tıklayın HesapYonetimi Edebiyatcım Ailesine Katılmak İçin Tıklayın. Edebiyatcim.com da Arama Yapmak için Tıklayın Yardım Almak İçin Tıklayın.  
  Son Eklen Şiirler
Yeni Eklenen Şiirler için Tıklayın
 
  Yeni Sesli Şiirler
Yeni Eklenen Sesli  Şiirler için Tıklayın
Ana Sayfa
Üyelik
Şiir
Slaytlar
Resimli Şiir
Sesli Şiir
Kulüb@debiyat
Yardım
İletişim

  Güncel Konular
ŞİİR PERİSİ
Hayatı Diğer Şiirleri Sesli Şiirleri Resimli Şiirleri Mesaj Yazın
BİR HİKAYENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ : DOSLUK ve KİBİR

Ayakları felç olmuş tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştı. Hayattan kopmuştu sanki. Hiçbir şey onu teselli etmiyordu. Bir süre hastanede kalması gerekti.

Yatırılmak üzere hastanenin bir odasına getirildi. Odada kendisi gibi biri daha yatıyordu. Onun yanı başındaki yatağa yatırılmıştı. Belli bir süre sessiz kaldı ikiside. Sessizlik bozuldu birbirlerinin isimlerini sordular, tanıştılar, konuştular ve samimi bir dost oldular…

Günler konuşarak koyu bir muhabbetle geçiyordu. Muhabbetin en iyi yeri arkadaşının ona, yatağının yanındaki pencereden dışarıya bakarak oradan manzaralar aktarmasıydı. Belki de onu teselli eden tek şey arkadaşı ve onun anlatıklarıydı.

Kendisinin yatağı duvar kenarında bulunuyordu. Ama arkadaşının anlattıklarını dikkatle dinliyor ve onu kıskanıyordu. Çünkü o kendi gözleriyle görüyor ve anlatıyordu.

Orada insanlar neler yapıyordu acaba? Denizin manzarası nasıldı? Kuşlar nasıl uçuşuyordu? Hava bugün nasıl olacaktı? O bunlara hep hasret kalmıştı.

Zamanla en yakın arkadaşını kıskanmaya başlamıştı. Belli bir zaman sonra en yakın arkadaşı onun için düşman kesilmişti. Ama arkadaşına sezdirmiyordu. Arkadaşı olanlardan habersiz büyük bir ilhamla dışardan manzaraları anlatmaya devam ediyordu.

Bir gün yine manzaralardan bahsediyordu arkadaşı kendisine. İlhamlı bir şekilde anlatırken uyuya kalmıştı. Ansızın bir öksürük krizine girmişti. Nefesi kesilmeye başladı arkadaşının. Hemşirelere haber vermesi lazımda zile basarak… O bunu yapmadı.

Arkadaşı ölecek ve pencere kenarındaki manzaralı yatak kendisine kalacaktı. Arkadaşı çok geçmeden son nefesini vermişti. Evet… artık o yoktu yatak kendisine kalmıştı… Servisten sorumlu hemşire;

- “İsterseniz sizi bu yatağa alabiliriz” demişti.

İstemezmiydi! O çoktandır bunu istiyordu zaten. Yatak kendisine verilmişti ve artık oda manzarayı seyredecekti. Yatağına uzandı şöyle bir dışarıya baktı. Baktı ama ne görsün! Öylece donakaldı. Pencereden bakıldığında yandaki binanın tuğlalardan yapılmış çatlak duvarından başka bir şey yoktu…

Arkadaşı sürekli kendisinin mutlu olmasını istemiş ve ona çatlak bir duvardan başka bir şey görmediği halde, güzel olan şeylerden, denizden, kuşlardan, havadan, çiçeklerden bahsederek dostuna moral ve destek vermişti. Ama o ne yaptı!..



Bu Konu 210 Kere Okunmuş.

26.12.2008 22:18:17,ŞİİR PERİSİ
 Bu Konuya Yapılan Yorum(lar) :Bu Konuya Yapılan Bütün Yorumlar
Ayhan UÇAR 28.12.2008 22:18:24 İnşallah şair, edebiyatın edebine insanlık ve edebiyat adına ve hesabına sahip çıkabildiğimiz oranda aydınlık günler bizim. Derki düşünür, şair namuslularda namusuuszlar kadar cesaretli olmazsa nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. Aydınlıklara ne pahasına olursa olsun aydınlık sevdalılarıyla ulaşılır. Ama bunun elbette bir bedeli vardır ki bu bedel onun uğruna her yerde her mekanda her tarzada elbette ödenir. Bazen gerekir seviye inmek gocunmam allahına kadar çıkacağım gibi inilmesi gereken her yere kadar da inerim. Niye biliyormusun şair bu meşfgalede ben kirlensemde şiir ve edebiyat bulunduğum mekanda hiç kimse tarafından kirletilemeyecek....
Bu Konu Hakkında Yorum Yapmak İstermisiniz.?                            Üye Girişi
                   

2006 Edebiyatcim.com  Web sitesi içeriğindeki yazılı ve görsel, bilgi ve belgeler izinsiz kullanılamaz.